Bu Blogda Ara

7 Nisan 2009 Salı

obama ve futbolumuz


Bir Obama çılgınlığıdır gidiyor. Türkiye’ye indiği gün bayram ilan edilecek. Bir alay farklı cinste insan şenlik içinde döneniyor. Cengiz Çandar misali yavuz dönekler, arlanmaz utanmaz bir üslup ve içerikle “yahu sen Amerikan ajanı mısın nesin” dedirtecek cinste yazılar döşenmekte, bu sitayişe zaten öncülük etmede.

Obama gelmiştir herkes sevinmiştir, çünkü sepetinde bir tomar mavi boncukla gelmiştir. Her kelimesinden bir mana çıkarılmış, yorumlarla bunlar zenginleştirilmiş. Örneğin “kayısı” demiştir, Malatya coşmuştur. Sakız çiğnemiştir, sakızcılar üretimi iki katına çıkarmıştır. “Soykırım” dememiştir fakat “azınlık” sözcüğünü telaffuz etmiştir. Ilımlı İslam bitmiştir, laik Türkiye Anıtkabirdeki o Obama yazısıyla sahalara dönmüştür, falan filan. Koca koca adamlar da oturup bunları saatlerce konuştular bir bakla falı açar gibi. Bir sahneden kırk ayrı yorum çıkardılar.

Peki, futbolumuz bu manalı ziyaretten nasıl etkilenir, diğer unsurlar gibi?

Maddeleyelim:


1. Obama, Erdoğan’ı pek sevmiş. O zaman Fener şampiyonluk için umudunu yitirmeyebilir.
2. ABD simgesi kartalken BJK şampiyonluğunu ilan edebilir.
3. Obama’dan alınan işaretlere göre Galatasaray bu hafta derbiyi kazanabilir (bu işaretle gizli, açıklayamam).
4. Bu ziyaretten anladık ki Avrupa kadar önemliyiz, o zaman bir Anadolu takımı şampiyon olabilir. (Sivas şenliğe hazırlansın, Trabzon kolbastıyı kesmesin.)
5. Kürt meselesi demokrasi içinde çözüme kavuşsun mesajından sonra Diyarbakırspor süper lige dönüş kutlamasında şampiyonluk turunu şimdiden atabilir.
6. “kayısı” kelimesinden sonra Malatya bir alt lige düşmeyebilir.
7. M. Gökçek’e pek gençsin demiş. O zaman Ankaraspor ile Ankaragücü birleşebilir ve M. Gökçek belediyeyi bakıp bu Ankara Birleşik Takımlarının başkanı olabilir.
8. Muhaliflerle de görüştü. Hal böyleyken Fenerbahçe cumhuriyetinde Aziz Yıldırım iktidarı muhaliflerce yıkılabilir.
9. "Adanaspor" için bir anlam çıkaramadım bu ziyaretten. Biz yine hiçbir istihareye yatmadan kendi işimizi bileğimizin hakkıyla, ihsansız lütufsuz göreceğiz. Ki kendi lisanımızca yolumuza devam edeceğiz

bilet ve tribün


Geçtiğimiz Pazar rekor bir kalabalık vardı Adana’da. Çeşitli kayıtlar için 12.15 civarında stada vardığımda bilet kuyruğuna tanık oldum. Bu, o günün mahşeri bir kalabalığa sahne olacağının en önemli işaretiydi. Önceki haftalarda bu kadar erken bir yoğunluk pek olmamıştı. (geçen sezonun son Pendik/şampiyonluk maçı hariç)

Artan ilginin iki üç nedeni olabilir. Takım ilk 6 için iddialı hale gelmiştir. Diğer neden takımın dış sahadan galibiyetle dönmüş olmasıdır. Ama en önemli neden bilet fiyatlarındaki indirimdir. Taraftarın bir maç maliyetinin hesabını yapıp maça gelip gelmemesini anlamak, önemsemek lazım…

______________________

Haftalardır dile getirilen indirim beklentisi isabetli olmuştur, tribünü güzelleştirmiştir. Sevindirici bir fotoğraf vermiştir. Eski günleri daha bir hatırlatmıştır. Bir şampiyonluk maçı hissi vermiştir, kim bilir belki bunun bir işareti olmuştur.

Rize dönüşünü bu anlamda merak ve ilgiye bekliyoruz, heyecanla…

Not: Alt kapalı 10 tl idi. Üst 20. dolayısıyla altta izdiham oldu. Bir grup taraftar da bunu yukarı “geçmekle” çözdü. İşte o geçme aşamasında “sıkıntı" yaşayan o bir grup pratik çözümcü taraftar “yönetim uyuma taraftara sahip çık” gibisinden bir serzenişte bulundu kendince. Bu ne anlaşılır ne de kabul edilir bir yaklaşımdır. En kibar şekilde söyleyelim, sadece “benbenciliktir”. Her şeyi yönetimden bekleme kolaycılığıdır. Fena bir kurnazlıktır.

5 Nisan 2009 Pazar

2 - 0


Bolu’dan rövanşı aldık: 2–0.
• Denk kuvvetlerin maçı olarak göründü.
• Özellikle Bolu beraberliğe razı bir tablo çizdi.
• Kalecinin topu oyuna pek geç sokması, ağırdan almalar derken ciddi atakların sahne almadığı bir 90 dakika yaşandı.
• Mbilla ve Kbong bu hafta düşük performansla oynayınca ileride istenen verim yakalanmadı. Defans ve orta saha yine çok iyi mücadele etti. Ama yaratıcılık yetersizdi her zamanki gibi.
• İlk yarının sonlarına doğru kuzey kaleye doğru, sağ kanatta topu alan Fevzi uygun zamanı Usta Hagi misali kolladı ve Emre’nin kafasına nişanladı.
• Emre de bu güzel pasın hakkını verdi.
• Havada bir süre adeta asılı kaldı ve kalecinin sağından ilk golümüzü attı.
• Böylece geçen haftanın kahramanları bu maçta da ilk yarının kaderini belirledi.

________________

• İkinci devre Bolu’nun kontrolünde geçti.
• Bu sırada rakibin bir tek ciddi tehlikesi oldu onu da Ahmet Şahin kelimenin tam anlamıyla “kurtardı” ve o dakikada maçın 3 puanını tescilledi. Ki Ahmet hata hakkını ilk yarıda yine bir topu ıskalayarak kullanmıştı: ))
• Biz 1-0’a razıyken bu kez Gündüz Tekin Onay tribününe doğru yine sağ kanattan Emre kendine yapılan ortanın aynısını Cemre’ye yolladı ve Cemre kalecinin solundan skoru 2-0’a getirdi. Santrayla da maş sona erdi.
• İlk 6 iddiamızı da böylece son 5 haftaya taşıdık.
• Fakat Rize ve Altay’ın da 3 puan alması bu haftanın bizim için istenmeyen sonuçları oldu.
• Kendi işimizi kendimiz görmeye devam. Hedef Rize... Oradan da rövanşı almak dileğiyle.

Maçtan 41 kare foto-yorum’da…
TIKLAYINIZ

3 Nisan 2009 Cuma

bu pazar ve devamı için


Bolu’yu Yenmek

Boluspor’u yenersek neler olur?
1. Tabi ki ilk 6 heyecanımız pekişir olur.
2. Sonra oynayacağımız iki rakibin ( Rize ve Altay) bize bakışı iyiden iyiye değişmiş olur.
3. Adanaspor’un adı ile bu sezondaki ağırlığı örtüşür olur.
4. Lige yine yeni baştan başlanmış olur.
5. Müthiş bir “son beş hafta” olur.
6. Ki o 5 hafta tadından yenmez olur.
7. Takımın ve taraftarın o inatçı iddiası bir mana kazanmış olur.
8. Vaktiyle Antalya’da kaybettiğimiz o final ile yeniden hesaplaşma fırsatı doğmuş olur.
9. Bu arada son iki (ekstra) final maçı için örneğin Emrah Bedir adına güzel ve etkileyici bir sezon sonu “son dokunuş” imkânı doğmuş olur.
10. Haddizatında iyi olur.
11. Hiçbir şey olmasa bile yeni sezon için, en üst moral seviyesinde bir Adanaspor hazır olur.
12. Bu iş olur!!!

2 Nisan 2009 Perşembe

sevdiğimiz mücadele


Bizim sevdiğimiz havalar. Adana kıpır kıpır. Hayır, seçim belirsizliğinin kıpırlığı değil bu. Gerçi o da ayrı bir hikâye ya… İlkbaharın gelip çiçeklerin renklerini koy vermesiyle de ilgili değil sevdiğimiz havalar. Evet, portakallar çiçeğe durmaya hazırlanıyor. Yine enfes kokacak Adana’m. Bir coşku sokaklarında, bir şenlik, bir rengârenklik.
Bizim sevdiğimiz havalar hakikatte Adanaspor’un kendisi ile ilgili. Son düzlükte kaplanın pençelerini iyiden iyiye sivriltmesiyle ilgili. Umutların köreldiği yerde turuncunun boy vermesiyle ilgili. Turuncunun kızıl aleviyle ilgili, bizi yüreklendiren ötesini yakan…
Bizim sevdiğimiz havalardır. Yine kırıp buzu, almalı içinden kılavuzu, dediğimiz günlerdir. Biz bitti demeden bitmez diye yine yine tekrar ettiğimiz günlerdir. Güzel ve şenlikli günlerdir. Bu saatten sonra sonu nasıl biterse bitsin. Bize bu heyecanı, keyfi yaşattınız ya…
Cahit Sıtkı’nın dediği gibi;
“Pervam yok verdiğin elemden/ her mihnet kabulüm/ yeter ki gün eksilmesin penceremden.”
Bizim de dediğimiz gibi, bu an itibariyle hiçbir kötü sonuç üzmez bizi, yeter ki turuncu eksilmesin doğan günden.
Burada eleştirdiğimiz veya çok inandığımız her bir Adanasporlunun emeğine saygıyla; yeter ki turuncu eksilmesin doğan hiçbir günden…