Bu Blogda Ara

6 Şubat 2009 Cuma

tv


"Futbola giden yolu giden yolu kapatmanın bir başka şekli de onu televizyonlara hapsetmektir. Futbolun hayatına dayanan sayısız küçük hikâyeler ancak ve ancak tribünlerde yazılır. Yoksa televizyonlarda sonu gelmez pazarlıklara, hesaplara, hesaplaşmalara, gevezeliklere, dalaverelere dönüşerek insanından (ki bu insandan kastımız tribüncülerdir) uzaklaşıp bir ‘piyasaya’ nesnesi olmaktadır. Kurtuluş yalnızca tribünlerdedir. Futbol ağaları bunun farkına elbet varacak, ama Kızılderili reisin dediği gibi iş işten geçmiş olacak ve beyaz adamın elinde sibobu içine kaçmış işe yaramaz bir futbol topu hayaleti kalacak."

tribünlerden ritüelller


Maç kötü giderken “yer değiştirmenin” tribüncüler için vazgeçilmez bir ritüel olduğu tartışılmaz bir gerçeğe dönüşmüştür adeta. Hepimizin bu tür anıları vardır. Tribün muhabbetleri serisinde bunlara değinmiştik. Bir tanesini daha paylaşalım bu anların:
Adana’da oynadığımız Şeker maçı… O belalımız Şeker. Neyse bunlardan ilelebet kurtulduk:)) Takım bir türlü gidemiyor rakip kaleye. Çabalar boş. Maratonda bir umutsuzluk. İşimiz işte yine totemlere kaldı, yani taraftarın bireysel uğur girişimlerine:))
Ufak tefek ayak veya yer değiştirmeler, sigara yakmalar da fayda etmiyor. En son maratondan bir amca bu girişimlere son noktayı koydu.
— Ulan, olmazsa maratonla kapalı şöyle bir yer değiştirelim yav!
Tabi biz bunu yapamadık ve o maçı 2–1 kaybettik:((

5 Şubat 2009 Perşembe

saklı hikayeler


Boş tribünler ne ifade eder? Bunu anlamak için tribüne gidip en kimsesiz haliyle ona şöyle bir bakmak lazım, deniyor. Eduardo Galeano’nun da yazdığı gibi boş stattan daha hüzünlü bir yer yoktur. Öğrencisiz okullar, seyircisiz tiyatrolar birbirine benzer hisler uyandırır. Seyircisi gitmiş tiyatrolarda artık replikler uçuşur havalarda, fuayede, kuliste… İnsansız olamayan bu mekânlar sessizlikte bile bir şeyler mırıldanır. Hatta kulak kesilirseniz bağırır:

* İşte Miliç‘in zarif gollerine sevinen çığlıklar hala duyuluyor.
* Güney kale arkasında İnter maçının coşkusu, Özer‘le öne geçmemizin sevinci yankılanıyor.
* Bir ölüm-kalım maçında Boluspor’u 2–1 yendiğimiz günün şarkıları o ruhsuz betonlarda dönüp duruyor.
* Eskişehir, Konya, Denizli maçlarının tezahüratları maratonda dalgalanıyor hala.
* Küme düşerken Zonguldakspor’dan yediğimiz golün hıçkırıkları var o tribünde, dinleyin.
* Hayır, dilsiz değil o boş tribünler.
* Duyabilirseniz orada (kişisel) futbol tarihimizin (de) kaydı tutulmuştur.

_________________________

Not: Bu yazıya (affınıza sığınarak) Eduardo Galeano’nun “Stadyum” adlı denemesi ilham vermiştir.

Adana: 1 Sakarya: 0


Adanaspor yine taraftarını 90 dakika heyecan içinde bırakarak maçı tamamladı. Biz bu tatlı eziyete razıyız. Yeter ki 3 puanlar gelmeye devam etsin. Ama bizim de evimizde rahat bir 90 dakika tamamlama hakkımız var diye düşünüyoruz ve bu hakkı kullanmak istiyoruz: ))

Tribünler yüzde 70 oranında doluydu, buna kapalıyı da katıyorum. Maratondaki yoğunluk da çok iyiydi. Sakaryaspor taraftarı da bin kilometreye yakın bir mesafeden 200 civarında bir grupla takımlarının yanındaydı. Üç puana sevindik kendi adımıza, ama işin doğrusu Sakarya’dan kalkıp gelen onca insanın o kadar yolu üzgün dönmelerine de içimiz burkulmadı değil. Ne yaparsınız ki futbol böyle bir şey, herkesin mutlu olduğu bir ortak nokta pek yok. Sonraki maçlarda toparlamaları dileğiyle…

___________________

* Geçen haftaki Adanaspor’u çok aradık.
* Bugün takım biraz ağırcaydı.
* İleri giderken yeterince seri değildik.
* Orta sahada fazlasıyla ağırkanlı hareket ettik.
* Orta sahanın hücum oyuncularını beslemesi yine beklediğimiz gibi değildi.
* Golü bu kez biz duran toptan bulduk.
* Cemre kuzey kaleye maraton tarafından bir serbest vuruşta arka direğe kemre bir top attı, defansa da çarpan top kaleye girdi ve maçtaki tek golümüz bu oldu.
* Net pozisyonlarımız çok oldu.
* Fakat son andaki hamleler yetersiz olunca ikinci golü göremedik.
* Sakarya da özellikle son dakikalarda net fırsatlar bulduysa da bunlardan yararlanamadı.

_____________________________

Fevzi ve Emre yaptıkları baskıyla rakip savunmadan iki top çaldı, bunlar çok net şanslardı ama dediğimiz gibi son andaki yetersizlikler maçı rahat bitirmemize engel oldu. Sakatlanan Onur’un yerine giren Hakan Robenvari hamlelerle rakip savunmanın arasını sızdı fakat yine son vuruşlar o emeği bir şenliğe dönüştüremedi.

Zor bir maç oldu. Bu olağandı, beklediğimiz bur durumdu aslında; çünkü Sakarya da son bir umut için mücadele edecekti, öyle de oldu.

Neticede kazanan taraf olmak çok güzel.

Tribünden ve sahadan kareler foto-yorumda, tıklayınız.
http://www.kaplanpenche.org/fotogaleri/adana_sakarya

2 Kulüp Arasındaki 7 Benzerlik/Fark


Burada Adanaspor ile Sivasspor’u karşılaştıracağız. Derdimiz bir tarafı övmek, diğerini yermek değil. Bir tahlildir sadece. İçinde elbette bir Adanasporluluk olan tahlildir. Özneldir yani.

1. Sivasspor’un yükselişi, Adanaspor’un inişi siyaseten olmuştur. Bu işin benzer yanı. Fark yükselişte ve düşüşte. Tahterevallinin müdahaleli “dengesinde”. Bunu sahada “kollanma anlamında” söylemiyorum. İşin sahaya kadar gelen maddi boyutundaki kollanmayı kast ediyorum. Bakalım hangisi önce bitecek Akp yükselişi mi, Sivasspor yükselişi mi? İkisi aynı anda mı olur yoksa? Kim bilir!
2. Adanaspor yükselişi sivil inisiyatife, Adana’nın o zamanki dinamiklerine (70lerin sonu, 80lerin başı), çiftçi, esnaf “müdahalesine” bağlıdır ve aynı zamanda Adana’nın yükselişine bağlıdır. Sivas’ın yükselişi bildiğiniz koşullar bağlıdır.
3. Adanaspor’un Miliçli, Gündüz Hocalı, Tamer Güneyli dönemlerin uzun vadede, alt yapıya bağlı bir Anadolu direnişiydi. Sivasspor’unki Bülent Uygun’a ve onun elindeki imkânlara bağlı bir başka Anadolu hareketidir.
4. Kurumsallaşmayı, takım değil kulüp olmayı Adanaspor yükselişinin temelleri olarak almıştır; Sivasspor hâlihazırda iyi bir takımdır, şampiyonluk iddiası ve kalıcılığı daha fazlasına bağlıdır.
5. Bizim süper ligdeki güzel günlerimiz çoktan mazi olmuş zamanın bir tesellisidir. “Genç Adanasporlulara anlatacağımız hatıralarımız var”ın bir malzemesidir; Sivasspor’unki şimdiki zaman kipine dairdir, keyfi doyasıya çıkarılmalıdır.
6. Her ikisinin de iddialı, genç başkanı vardır. Ancak, biri en iyi futbolcusunu şampiyonluk kovalamacasındaki en güçlü kozunu satmak için gönüllüyken diğeri en önemli gol silahını satmamak için direnmiştir.
7. Adanaspor hala “bir yalnızlık şarkısını” söylerken Sivasspor “beraber yürüdük biz bu yollarda”yı terennüm ederek ilerlemektedir.